Bugün ABD'nin ilk siyahi başkanı Barack Hussein Obama II, Ankara'daydı. Başkan seçilmeden önce kendisine karşı oldukça önyargılıydım. Çünkü Ermeni sorunsalıyla ilgili söylemleri her Türk evladını etmesi gerektiği gibi beni de rahatsız etmişti. Seçim öncesinde görüşüm; "Evet, siyahi bir Amerikan başkanı büyük değişimlerin başlangıcı olacaktır; fakat yine de bu kişi Obama -veya onun görüşlerine sahip herhangi biri- olmamalı." şeklindeydi. Hatta Obama dün akşam Ankara'ya inerken, ailem tvde seyretmem için beni de çağırdı fakat ben, "Geliyosa geliyo' bana ne faydası var." diyerek geçiştirdim. Fakat daha sonra Dünya'yı ilgilendiren bu ziyarete göz yumamayacağımı anladım. İşte görüşlerimdeki değişim de burada başladı.Zaten seçim dönemi ve sonrasındaki sıcak tavırları eğer başkan seçilirse diğer başkanlardan farklı bir profil çizeceğini az çok belli etmekteydi Obama'nın. Ama özellikle bugünkü Ankara ziyareti benim kafamdaki Obama fikrini neredeyse tümden silip attı.
Kendisine sempati duymaya başlamam, kalem tutuş şekillerimizin aynı olduğunu fark etmemle oldu. Ben solak olduğumdan sebep yıllardır kalemi bi değişik tutarım. Herkes laf eder bu kalem tutuşuma. "Öyle kalem tutulur mu?" gibisinden. Ben de boynumu büker otururdum. Fakat bugün Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalarken fark ettim ki 44. Amerikan Başkanı Barack Obama da solak ve kalemi aynı benim tuttuğum gibi tutuyor. Bu ilginç kalem tutuş şeklini incelemek isteyenler üstteki resme bakabilirler.
Sonrasında o herkese göre ilginç ama bana normal gelen kalem tutuşuyla yazdığı metni okudum. Obama Atatürk'e ve Türkiye Cumhuriyeti'ne övgüler yağdırdıktran sonra, sözlerini Ulu Önder'in "Yurtta barış, dünyada barış." sözüyle bitirmiş. Daha önce çalışılmış bir metin mi bilmiyorum fakat bir Amerikan başkanının Atatürk'ün sözünü yazdığı metinde kullanması büyük bir jest oldu bence.Bir de bunun üzerine DTP'li Ahmet Türk'e PKK ve Kürtler konusunda verdiği "Şiddet çözüm değildir." ayarı ve kendisine sorulan bir soru üzerine Ermeni sorunu için "soykırım" kelimesini kullanmayacağını belirtmesi, Obama'nın gözümdeki değerini yükseltti.
Obama'nın jestine yanıt niteliğinde, yazımı kendi seçim sloganıyla bitirmek istiyorum;
Change can happen. / Değişim gerçekleşebilir.



0 yorum:
Yorum Gönder