
Hepimizin küçükken yaşadığı akıllara ziyan maceralar vardır. Ben de küçükken bi' türlü rahat duramayan bir çocuktum. Yandaki fotoğraf yanılmıyorsam 3 yaş civarlarındaki halim. (Evet, sarışındım.) Küçükken yaptığım bazı şaklabanlıkları paylaşmak istiyorum şimdi.
- Denize düşmüştüm. İlkokuldayken, sanırım 3. sınıfta olsa gerek, Selen'in doğumgünü kutlanmaktaydı İzmit Yelken Kulübü'nde. Haliyle denize sıfır mekan. Küçüğüz falan balonla eğleniyoruz o zamanlar. Burak benim elimdeki balona vurur, balon denize düşer. Salak ben de sanki başka balon yokmuş gibi onu almaya çalışırken kendimi belime kadar suda bulmuştum. Neyse ki aylardan nisandı da fazla üşümeden atlattım. Hala bazen yüzüme vurur ilkokul arkadaşlarım güler, eğleniriz.
- Garsonun beyaz gömleğine vişne suyu dökmüştüm. Tamamen bilerek ve isteyerek. Küçükken vişne suyunu severdim. Hala severim. Ben her vişne suyu içtiğimde annemler üzerime dökmemem konusunda uyarırlardı. Neymiş efendim vişne lekesi çıkmazmış. Ben de koyu bir deneyci olarak bunu test etmeye karar vermiştim. Bi' gün gene böyle çay bahçesi formatında bi' yerde oturuyoruz. Her zamanki gibi vişne suyu söyledim. Sonra pipete çektim bi' kısmını ve pipetin ağzını kapattım. Garsonun gömleğine doğrulttum. Var gücümle üfledim. Epey bi fırça yemiştim.
- Tek seferde 5 bardak su içip kusmuştum. Annem mahalledeki sütçüden açık süt alırdı. Her seferinde de beş litre alırdı. Sütçü "Kaç litre abla?" diye sorardı, annem de "Beş" derdi. Ben de bi gün gaza geldim, elimde su şişesiyle bardak. Gittim anneme "Kaç litre abla?" dedim. Annem de oyunuma ortak olup "Beş" diye cevap verdi. Ben de tam beş bardak suyu afiyetle içtim. Ardından salonun ortasına kustum. Şimdi içsem bir şey olmuyo' ama o zaman küçüktü midem tabii. (Anneler çocuğunuza sokaktan süt almayın, benim gibi olurlar!)
- Kardeşimi boğuyordum az daha. 4 yaşında falanım. Kardeşim Batuhan yeni doğmuş, daha kundakta bebek. Bana da böyle draje şeklinde çikolatalardan almışlar. Her şeyini paylaşmayı daha küçüklükten öğrenmiş olan ben, kardeşimin de canı çekmiştir diye onun ağzına da iki üç tane tıkmışım. Sonra baktım bizim ufaklık kızarmaya başladı. Heralde sıcak bastı çocuğa diye bi' de güzel kolonya sürmüşüm suratına. Neyse ki ev ahalisi erken fark etmiş durumu da başına bir şey gelmeden atlatmış kardeşim. Geçenlerde Güneşi Gördüm'ü izlerken de kardeşlerini temizlensin diye çamaşır makinasına atan ve ölmesine sebep olan çocukları gördüğümde bu anım geldi aklıma fena oldum.
- "Polis amca ben kayboldum!" Babamla bir gün çarşıya gittik. Daha bilincimin tam açılmadığı dönemler. Babam muhtemelen bankada falan ufak bir işini halletmek için beni arabada bırakıp arabadan indi. İnmeden de tembihledi: "Oğlum sakın arabadan inme kaybolursun." Ben de inatçıyım ya, babam gözden kaybolunca arabanın kapısının kilidini açıp indim arabadan. Şöyle bi' baktım etrafa. Körlemesine dolaşmaya başladım. Sonra bir polis memuru görüp ona yanına gittim ve dedim ki: "Polis amca ben kayboldum." Neyse polisler beni aldı, merkeze götürüp sorguya çekti. Bir şekilde babamı bulup teslim ettiler. Ama çok eğlenceliydi, herkese tavsiye ederim.
Şimdilik maceralarım bu kadar. Aklıma yenileri geldikçe yazmayı düşünüyorum.
0 yorum:
Yorum Gönder